Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Nisan, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

ROMA OKULU

16. yy'da Roma'da gelişen ve Rönesans'la bağlantılı resim anlayışı. Roma okulunun en önemli sanatçısı G. Romano'dur.

NEFTİ

Bir tür koyu yeşil renk.

HATIL

Yapı duvarlarının içine belirli aralıklarla yatay olarak yerleştirilen ahşap, tuğla ya da beton öge. İşlevi, yağma duvarın bu yatay bağlantılar sayesinde yüklere karşı direncini artırmak ve duvar örgüsünün düzgün yatay çizgiler halinde örülebilmesini sağlamaktır.

YÖRESELLİK

Sanatta yöresellik kavramı, genel olarak, ulusallığın ve evrenselliğin karşıtı olarak belirir. Yöresellik kavramının sanat alanına çağdaş mimarlıkla birlikte geldiği söylenebilir. Hatta bir anlamda Endüstri çağı öncesinde sanatta yöresellik, ulusallık, evrensellik gibi bir kutuplaşmanın tartışma konusu olmadığı da söylenebilir. Tarım çağında üretilen sanat hemen daima yöresel nitelikler taşımak zorunda olmuştur. Öyle ki Gotik gibi tarım çağının en önemli üslubu bile, büyük yöresel farklılıklar göstermiştir. Halk sanatında ise yöresellik, neredeyse genel bir kural olarak göze çarpar. Endüstri çağıyla özellikle de Modern Mimarlıkla birlikte sanatın her geçen gün daha evrensel bir anlatıma kavuşması, yöreselliği de tartışma konusu olarak gündeme getirmiştir. Dolayısıyla günümüz dünyasında yerel olanak ve gereksinmeleri ön plana alan ve uluslarüstü bir dil kullanmayı yadsıyan yöresel anlayışlar gelişebilmektedir. Bunlar yöreselci akımlar olarak nitelenmeseler de, pek çok akım yöreselci b…

XYSTUS

Antik mimarlıkta bir gimnazyumun örtülü revak kesimi, kolonadı. Antikite'de duvarlarla çevrili bahçe.

YALI

Su kıyısında yapılmış tek aile evi ya da köşk. Sözcük özellikle Boğaziçin'ndeki bu tür yapılar için kullanılır. İlk yalılar 17. yy'ın sonunda ortaya çıkmışlardır. Bu en eski yalıların en eski örneği Anadoluhisarı'ndaki Amcazade Hüseyin Paşa yalısıdır. 18. yy'da yalı yapımları hızlanır ve bu yoğun yapım etkinliği 19 yy boyunca sürer. 19. yy2ın ikinci yarısına dek, yalı mimari özellikleri bakımından diğer yapılara göre epey farklıdır. Örneğin, geleneksel türk evinde zemin katı servis mekanlarına ayrıldığı halde, yalı'da burası da bir yaşama alanıdır. 19. yy2ın ikinci yarısından bu yana, yalının diğer evlerden tek farkı Boğaziçi kıyısında konumlanmak olan bir yapı haline gelmiştir.

YAMATO E

Japon resim sanatında tümüyle ulusal nitelikte olduğu varsayılan bir resim akımı ya da okulu. Çin'den 8. yy'da ülkeye giren rulo resim tekniğinin, özellikle Budist konuları işlemesine karşılık, Yamato-e dindışı konuları, tarihsel ya da yazınsal metinleri resimlemeyle uğraşmıştır. Bu tür resimler gerektiğinde dürülen uzun yatay şeritler üzerine yapılmışlardır. Yapımlarında ince fırça darbeleri ve düz, homojen renk yüzeyine ağırlık veren bir teknik uygulanmıştır. 14. yy'ın sonunda Yamato-e'nin etkinliği azalır ve 16' yy'da ortadan kalkar.

SU KULESİ

Yüksek bir kaide ya da taşıyıcı ayak üzerine yerleştirilmiş bir depodan oluşan yapı. İşlevi, suyu önce yüksek bir noktada depolayarak kullanım alanına basınçlı olarak ulaşmasını sağlamaktadır.

POST PAİNTERLY ABSTRACTİON

1860'larda ABD'de ortaya çıkan bir resim akımı. Temel özelliği homojen, geniş renk lekeleriyle ve uyumlu renkleri kullanarak çalışmasıdır. Soyut bir sanatsal yönelime sahiptir.

PREFABRİKASYON

Bir mimarlık ürünü oluşturan ögelerin tümünün ya da bir kesiminin endüstriyel yöntemle seri olarak üretilip monte edilmesine dayanan yapı üretimi türü. İlk olarak 19. yy2ın İngiltere'sinde belirir. Örneğin 1851'de yapılan Chrystal Palace, kendisini oluşturan dökme demir ögelerin önceden fabrikada hazırlanması sayesinde, 6 hafta gibi kısa sürede gerçekleştirilmişti. Bununla birlikte, prefabrikasyon asıl gelişmesini 2. Dünya savaşının sonrasının Avrupa'sında yaşayacaktır.

KALEMDAN

Eskiden Osmanlı'da hat sanatında kullanılan kalemlerin içine konduğu küçük kutu. Kalem kuburu da denir. Bu kutular pirinç, mukavva, gümüş, ahşap gibi malzemelerden yapılabilir ve bezemeli ya da süssüz olabilirlerdi. Genellikle, silindiril veya dikdörgenler prizması biçimindedir. Özellikle, lake, Edirne işi kalem kuburları ünlüydü. Kalem kuburlarının yüksek sanatsal değer taşıyanları vardır.

ATTİK İYON DÜZENİ

Attik İyon düzeninin üzerinde, Atina kentinin yer aldığı Attika yarım adasına özgü türü. Aslında batı Anadolu'da, İyonya'da, gelişen İyon düzeninin Yunanistan'da da bazı yerel özellikler kazanmasıyla belirmiştir. Ayırıcı özelliği Arşitrav üzerinde yer alan figürlerle bezeli frizdir. Bu firize zoophoros adı verilir.

EBNİYE

Osmanlıcada, binalar, yapılar anlamına gelir. Ebniye i aliye (yüksek yapılar), Ebniye i miriye (devlete ait yapılar) vs. gibi tanımlamalarda kullanılmıştır. Padişaha ve hanedan üyelerine ait yapılara ise, Ebniye i hassa denirdi.

AFİŞ

Tanıtma ya da reklam amacıyla hazırlanmış yazılı veya resimli grafik sanat ürünü.

Afiş bir sanat ürünü olarak ancak Art Nouveau eylemiyle birlikte belirmiştir. Gerçi, daha 19. yy'ın başından beri tanıtıcı ilanlar hazırlanmaktaydı; ama, bunları sanatsal nitelikte saymak olanaksızdır. Afişin saygın bir sanat yapıtı olarak onaylanışı ise, Bauhaus'un çabaları sayesinde olmuştur.

Türk afiş sanatı, Almanya'da yetişen İ. Hulusi gibi sanatçılarla 1930'larda başlar. Bugün afiş Türk sanatının dünya ölçüsünde başarılı olduğu birkaç alandan biridir. Bu dalda M. Ertel, B. Erkmen gibi sanatçılar yetiştirmiştir.

AÇIK KOMPOZİSYON

Resim düzelemi üzerinde betimlenen gerçekliğin, gerçekte resmin dışında da sürüp giden doğal gerçekliğin bir parçası olduğu izlenimi verecek biçimde kompoze edilmesi. Kapalı kompozisyonun tam karşıtı bir sanatsal davranış biçimidir. Açık kompozisyon, asıl gerçekliğin tüm ögelerini resim düzlemi içine sığdırmayı amaçlamaz. Tersine, böyle bir çabanın olanaksız olduğunu varsayar. Açık kompozisyon doğadaki gerçeklik düzleminin bir kesimini içeren bir çerçeve gibi de düşünülebilir. Rönesans'ın aksine, Barık açık kompozisyonu yeğlenmiştir.

SCAMİLLUS

Antik tapınağın stilobat kesiminde, suyu akıtmak işine yarayan dışa doğru hafif eğimin sütun kaldeleri altındaki noktalarda tam yatay hale getirilmesiyle oluşan kare planlı düzlüklerin her biri.

İDOL

Çok tanrılı dinlerde küçük tanrı ya da tanrıça heykeli.

GİRLAND

İki nokta arasına asılmış yaprak ve çiçeklerden oluşturulmuş bir çelenk biçiminde bezeme ögesi. Askı çelenk de denir. Antik Yunan ve Roma mimarlıklarında, Rönesans'da, Barok'da ve 19. yy'ın eklektisist üsluplarında görülür. Türk mimarlığına ancak batılaşma sonrasında girmiştir.

ŞAM İŞİ ÇİNİ

16. yy başında üretilmeye başlayan bir tür Osmanlı çini sanatı ürünü. Bu gurupta bulunan çini yapıtların Şam kentiyle hiçbir ilişkisi yoktur.  Şam'daki bazı yapıları bezemek için kullanıldıklarından, bu yanıltıcı adla anılmışlardır. İznik'te yapılan şam işi çiniler, sır altı tekniğiyle bezenmişlerdir. Üzerlerindeki bezemeler patlıcan moru renginde olup sırları hafif mattır.

LALE DEVRİ

Osmanlı tarihin III. Ahmet'in saltanat yılları, 1711 ile 1730 arasındaki döneme verilen ad. Sanatta batı etkilerinin görülmeye başladığı bir dönemdir. Özellikle mimarlıkta, batı'da gelişen Barok üslup Türkiye'ye özgü bir yorumla uygulanmıştır. Dönemim en önemli ürünleri büyük meydan çeşmeleridir. Bu yıllarda çeşme Klasik dönemde görülmeyen boyut ve gelişkinlikte bir yapı türü olarak ortaya çıkar.Tophane, III. Ahmet ve Azapkapı çeşmeleri bunlar arasında sayılabilir. Türk minyatür sanatının son dönemini de yine Lale devri oluşturmaktadır. Levn,'nin son büyük ustası sayılabileceği geleneksel Türk resmi bu çağdan sonra yerini artık Batı anlayışında resme bırakarak ortadan silinecektir.

LENTO

Kapı veya pencere gibi açıklıkların veya iki sütun arasının üstünde kalan kesimin yükünü yanlara aktaran yatay ahşap ya da kagir kiriş. Çelik ve betonarme yapılar söz konusu olduğunda, genellikle lento yerine kiriş sözcüğü kullanılır.

LAHİT

İçine ölünün yerleştirildiği özel sanduka. Pişmiş toprak, taş ya da mermerden yapılabilir. Genellikle bezemelidir. Anadolu Selçukluları çiniyle bezeli lahitler de yapmışlardır.

DE STİJL

1917'de Theo van D oesburg tarafından yayınlanmaya başlayan aynı adlı derginin adını taşıyan Modern Sanat akımı. Görsel sanatlar ve mimarlıkta etkili olmuş ve büyük çoğunlukla Hollandalı sanatçıları içermiştir. Amacı Endüstri çağının gereklerine uygun, bireysel anlatımı ve ulusal anlayışları yadsıyan, tüm toplumları için ortak bir sanat dili geliştirmekti. Bundan ötürü, yalnızca temel geometrik biçimleri ve ana renkleri kullanan bir biçimlendirme anlayışı öngörmüştür. Gerek amaçları, gerekse de biçim dili açısından Bauhaus'u etkilemiştir. En ünlü ressam üyesi Mondrian'dır. Mimarlık'ta ise G. Rietveld, özellikle Utrecht'teki Schröder Evi ile Modern Mimarlık2ın sonraki gelişimi üzerinde güçlü biçimde etkili olmuştur.

ARS BARBARİCA

Latince de -Barbar sanatı- anlamına gelen sözcük, 4. t-yy'da büyük barbar akımlarıyla Roma'nın batıdaki topraklarına taşınan bir biçimleme anlayışına o dönemde verilen addır. Genellikle küçük kullanım eşyası üzerinde görülür ve üsluplaştırılmış hayvan betileri kullanır.

TELKARİ

İnce gümüş veya altın telleri bir yüzey veya üç boyutlu bir nesne oluşturacak biçimde, çeşitli desenler yaratarak, henüz ısıyla edindiği plastik niteliği kaybetmeden işleme tekniği. Bu teknik Türkiye'de geçmişte ve günümüzde kullanılmaktadır. Bu teknikle yapılmış objeleri niteler. Telkari takılar, fincan zarfları, kutular, sürmedanlar yapılmıştır.

PRİMER KİLLER

Seramik yapımında kullanılan ve oluşum alanından taşınmamış nitelikte kil. Üretimde kullanılabilmesi için çeşitli yöntemlerle işlenip karışımlar yapılması gereklidir.

MO FANG / MU FANG

Çin sanatında eski bir resmin özgün yapıta maksimum sadakatla yapılmış kopyası. Amacı zamanla yıpranan yapıtları yokolmaktan kurtarmaktır.

GODE

Suluboya ya da Guaşla resim yapılırken, boyayı karıştırmak ve sulandırmak için kullanılan, üzerinde küçük girintiler bulunan bir yüzey biçiminde özel araç.

ABİDAT

Osmanlıca'da Abide sözcüğünün çoğuludur.

ABGİNE

Osmanlıca'da cam, billur, sırça ayna anlamına gelir.

SARAY

Hükümdar ya da bir üst düzey yöneticisi için yapılmış konut.

İlk sınıflı toplumların ortaya çıkışıyla birlikte ilk saray yapıları belirir. MÖ. 2. bin yılda Mezopotamya da saray yapılarıyla karşılaşılır. Fakat bunlar bir taht salonuna sahip olmanın ötesinde, pek önemli bir mimari anlatıma kavuşturulmuş yapılar değillerdir. Avluları ve kerpiç duvar malzemeleri ile diğer yapılardan pek farklılaşmaz ve tapınaklarla yarışmazlar. Saray önemli bir yapı türü olarak, ancak, MÖ birinci binyılın başlarında Asur gücünün yükselişi sonucu ortaya çıkar. Hemen hemen aynı dönemde Grit'te gelişen Minos sanatı'nda Knossos gibi önemli saray yapıları inşa edilse de, Ege denizi ve çevresinde (Antikite) sonralarıpek az saray yapılmıştır. Saray yapısının eski çağdaki doruğunu Roma oluşturur. Gerek ken içindeki gerekse kent dışındaki Roma Barok'a dek aşılamayacak boyutta saraylar inşa eder. Orta çağ Avrupa'sında saraydan değil, şatodan söz edilebilir. Gerçek saray yapılarını Avrupa'da anc…

MODÜLER PLANLAMA

Yapı tasarımını önceden planlanmış bir modül ızgarası üzerinde gerçekleştirme işlemi. Genellikle kare biçimli modüler kullanılarak yapılır. Antik Yunan yapılarında bu tip bir modüler planlama kullanılmıştır. 14. ve 15. yy'lara ait olduğu anlaşılan bazı planların ele geçirilmesi sonucu, bu tekniğin Türkistan'da da bilindiği anlaşılmıştır. Topkapı sarayında bulunan bazı 18. yy planlarında da bir modül ızgarasına rastlanır.

MODERN MİMARLIK

19. yy'ın eklektisist mimarlığına karşı çıkan özgün yaratma yanlısı tüm mimari akımların genel adı. Eklektisizmin geçmişten biçim aktarmaları yapan tutumuna karşıt olarak, tüm Modern akımlar biçimlerin çağa ve güncel koşullara göre oluştuğu görüşü doğrultusunda çalışmışlardır. Kabaca, Art Nouveau'nun kalkışından, 1910'dan sonra 1970'lere dek gelişen tüm akımlar Modern Mimarlık kapsamı içinde değerlendirilebilirler. Bunlar tasarım anlayışları açısından birbirinden çok farklı kutuplarda yer alsalar da, temelde tarihten yararlanmayı yadsıyışlarıyla ortaklaşırlar. 1970'lerden bu yana Modern Mimarlık Post Modernizm karşısında sürekli gerileyerek yerini yine tarihselci bir akıma terketmektedir.

Ayrıca; Bauhaus, Brütalizm, Ekspresyonist mimarlık, Organımsı mimarlık, Organik mimarlık, Uluslararası üslup.

MODERNİST

Modern sanat ve mimarlık akım ve üslupları doğrultusunda çalışan sanatçı ya da sanatsal tercihleri bu yönde olan kişi. Modern sanat ve mimarlıkla ilgili olgu ve düşünceleri niteler.

GRANİT

Magmanın yeryüzünün derinliklerindeki soğuma ve sertleşmesiyle oluşan derinlik kültlerinin en önemli grubunu oluşturur. Granitler, kristalli derinlik kültelerinden olup içindeki minerallerin çoğu gözle görülebilir büyüklüktedir. Renkleri genellikle açıktır, minerallerin cins ve miktarlarına göre değişir; gri, pembe ve kırmızısı olur.

Sağlam, aşınmaya, basınca ve ayrışmaya karşı dirençli olmaları güzel renk ve dokuları yanı sıra, iyi cila kabul etmeleri nedeniyle, yapı işlerinde kaplama ve masif olarak çok eskiden beri kullanılmaktadır. Eski eserlerde görülen kırmızı pembe renkli ve iri kristalli granitler Mısır granitleridir. Türkiye granitlerinin en çok kullanılanları, gri beyaz renkli ve pembemsi Çanakkale Kestanbol granitleri, gri beyaz renkli Armutlu ve parke bordür taşı olarak kullanılan Uludağ granitleridir.

BARBAKAN

Batı Avrupa'da Ortaçağ'da kale kapılarının savunulması için surun dışında, genellikle hendeğin karşı tarafında yapılan küçük berkitilmiş kale.

KLİNİK

Küçük hastane. İçinde genellikle ayakta tedavi görülür. Bir hastanede bilimsel bir disiplin konusunu oluşturan hastalıkların tedavi edildiği bölüm.

KLASİZM

Sanatta klasik ilke ve örnekleri izleme anlayışı. Her sanat ve üslubun bir klasik dönemi varolabileceğine göre, klasizm genelde her sanat ve üslup için söz konusu olabilir. Bununla birlikte klasizm sözcüğü çoğunlukla Antikite'nin sanat anlayışını izleyerek onun temalarını kullanan eklektisist eğilimlere verilen genel bir ad haline gelmiştir. 18. yy ve sonrasının Avrupa sanatı içinde, Modern sanat öncesinde, genellikle klasizm eğilimleri ağır basmıştır.

ABRAKSAS

MS 2. yy'dan başlayarak tüm Ortaçağ boyunca kullanılan bir tür tılsım. Değerli taş üzerine kazınmış bir abraxas sözcüğünden oluşur.

ACAİB İ SEBA İ ALEM

Osmanlıcada dünyanın yedi harikası anlamına gelir.

ÖN RÖNESANS

12. 13. ve 14. yy'larda Avrupa sanatında, özellikle de, İtalyan resim ve heykel sanatında görülen Gerçekçi ve Antikite'ye yönelik eğilimler dönemi. An önemli sanatçısı N. Pisanodur.Rönesans'ı hazırlayan bir dönemdir.

ÖZGÜN

İçinde üretildiği toplumun gerçek kurallarının bir sonucu olarak beliren ve bir öykünmenin ürünü olmayan tüm kültürel ve sanatsal olguları ve tutumları niteler. Gerçek bir sanat yapıtı her şeyden önce özgün olmalıdır.

KASET

Birbirleriyle kesişen kiriş ya da kaburgaların oluşturduğu kare ya da çokgen biçimli, eş boyutlu strüktüel ögelerin her biri. Antik Roma, Yunan ve Rönesans dönemlerinde görülür.

Çağdaş anlamda, geniş açıklıkları geçen kaset döşemelerde, birbirini kesen kirişlerin oluşturduğu her birim.

DİKİLİTAŞ

Bir kişi ya da olayı anımsatmak amacıyla dikilmiş kare, daire ya da dikdörtgen planlı, tepeye doğru incelerek bir başlık, heykel ya da piramitle sonlanan sütun. Yekpare olabileceği gibi, örgü teknikleriyle de yapılabilir. Eski Mısır, Antik Roma ve 17. yy sonrası Avrupa'sında özellikle Barok'ta dikilitaşlar yapılmıştır.

DİAKONİKON

Bizans mimarisinde kilisenin bir bölümü. Erken dönemlerde kiliseye sunulan armağanların saklandığı bir mekan işlevini görürdü. Daha sonraları arşiv ve kitaplık olarak kullanılmaya başlandı. Apsidin yanında yer alır ve prothesisle birlikte pastorforyonu oluşturur.


EVKAF

Eski vakıf sözcüğünün çoğulu. Bu amaçla vakfedilen yapı ya da malların tümü. Osmanlı döneminde Evkaf Nezaretinin kısaltılmış adı. Gayri resmi bir kullanımı vardır.

SARI YAKUT

Bugün Topaz denilen değerli taşa, eskiden Osmanlı'da verilen ad.

SCAGLİOLA

Boya, mermer tozu ve zamk kullanılarak yapılan ve mermeri taklit eden bir dekoratif ve mimari kaplama malzemesi. Romalılarca da bilinen scagliola tekniği, İtalya'da 17. yy'da yeniden bulunmuş ve o dönemden sonra yaygın biçimde kullanılmıştır. Mimarlıkta mermerin az ve pahalı olduğu yerlerde yoğun biçimde uygulanmış olan teknik, günümüzde hemen hemen ortadan kalkmış gibidir.

SECAVEND

Hat sanatında yazının uygun görülen yerlerine yerleştirilen ve boşlukları dolduran süs niteliğinde işaretler. Harekenin aksine görevi işlevsel olmayıp tümüyle estetiktir.

PODYUM

Roma ve Rönesans mimarlıklarında yapının üzerine oturduğu zeminden yükseltilmiş kaide.

Roma anfitiyatrolarında arenanın çevresini dolanan hafif yüksek platform.

Moda defilelerinde salonun ortasında yer alan ince uzun şerit biçiminde platform.