Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mayıs, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

YONCA PLAN TİPİ

Bizans mimarlığında kullanılan bir kilise planı tipi. Merkezi bir kubbeye dört yönden eklemlenmiş yarım daire planlı, yarım kubbe örtülü dört ögeden oluşur. Tipin kökeni Roma dönemine dek uzanmaktadır. Bizans mimarlığının tüm dönemleri boyunca kullanılmakla birlikte, son dönem Bizans mimarlığında büyük bir ağırlık kazanır. Palailogoslar çağının en fazla uygulanan kilise tipidir. İstanbul'da Heybeli ada'da bu tipin ilginç bir örneği olan Panaghia kilisesi bulunur. Fener'de bulunan bir diğer örnek ise, (Panagliotissa) eklentilerle bozulmuştur.

CİRCUS

Antik Roma'da içinde araba yarışları yapılıp bazı oyunların oynandığı özel yapı. Çevresi tribünlerle çevrili bir ucu yarım daire biçiminde dikdörtgen bir alandır. Ortasında uzun kenara paralel bir uzun set bulunur ve yarışlarda arabalar spina adı verilen bu set çevresinde dönerlerdi. Spina genellikle heykeller ve diğer sanat yapıtlarıyla süslenirdi.

PRODOMUS

Antik Roma evinde giriş mekanı.

MONOLİT

Büyük boyutlu yekpare taştan ince ya da kalın yontulmuş, bağımsız olarak ayakta durabilen kitle.

GÜRGEN

Marangozlukta kullanılan bir ağaç. Akgürgen, karagürgen ve alagürgen gibi türleri vardır.

TABERNACULUM

Kiliselerde sunağa yerleştirilen ve içinde kutsal hamurla ayin kadehinin korunduğu özel kutu. Ortaçağ'da sunak üzerine asılı duran bir minyatür yapı biçiminde yapılmıştır. Sinangog'da içine kutsal levhaların konduğu özel sandığa da bu ad verilir.

MİNİMAL SANAT

Minimal sanat, soyut sanatın vardığı en uç noktadır. Sanat yapıtını biçim ve renge indirgemeyi amaçlar. Genellikle, bir minimal sanat ürünü tek bir geometrik biçimli betiden oluşur. Ünlü sanatçıları arasında B. Newman, T. Smith, E. Kelly ve L. Bell sayılabilir.

POSTAMENT

Antik Roma, Rönesans ve Yeni klasik mimarlıklarda sütun kaidesinin altında bulunan kare ya da çokgen tabanlı prizma biçiminde altlık.

ISTAMPA TEKNİĞİ

Seramiğin bezemesinde kullanılan bir yöntem. Boyaya batırılan mühür benzeri bir ögenin ilk pişim sonrasında seramik yüzey üzerine bastırılması yöntemiyle uygulanır. Bu işlemden sonra, seramik sırlanarak yeniden pişirilir.

DOĞULAŞMA DÖNEMİ

Yunan sanatının MÖ 700'den MÖ 600'e kadar süren dönemi, Anıtsal Yunan taş heykeli bu çağda ortaya çıkmıştır. Geometrik Dönem'den Arkaik Dönem'e bir geçiş aşaması oluşturur. Yunan sanatının ileriki yüzyıllarda kullanacağı ikonografi ilk olarak bu dönemde belirir.

DİZİM

Bir sanat yapıtını oluşturan ögelerin bir araya gelip anlamlı bir bütün oluşturmalarını sağlayan, üzerinde toplumca uzlaşılmış kuralların tümü. Sanat kavramları arasında dil bilimden alınarak yapısalcılık sayesinde giren dizim sözcüğü, en iyi biçimde sözdizim kavramına gönderme yapılarak açıklanabilir. Bir dilde anlamlı tümceler yapmanın o dilin söz bilimsel kurallarına uymayı zorunlu kıldığı gibi, sanatta da bir ürün ancak dizimsel bağlantıların varlığıyla sanatsal bir yapıt haline gelebilir.

SÜRME

Kendi ekseni ya da kenarı çevresinde açılmayıp özel biçimde yapılmış bir ray üzerinde yatay olarak hareketli, yana doğru sürülerek açılan kapı, pencere kanatları ve dolap kapaklarını niteler.

PANORAMA

Bir doğan ya da kentsel manzarayı ufka kadar uzanan ve çok geniş bir bakış açısıyla betimleyen resim.Büyük boyutlu panoramaları sergilemek amacıyla inşa edilmiş yapı türü. Silindir biçiminde olan ve ışığı üstten alan bu yapılarda, resim tüm düşey yüzeyleri kesiksiz olarak kaplar ve silindirin tabanına bulunan yükseltilmiş bir platformdan seyredilirdi. Bu türden ilk gösteri 1799'da Paris'te R. Fulton tarafından yapılmış, sonraları 19. yy boyunca tüm Avrupa kentlerinde yaygınlaşmıştı. Panorama yapılarıyla genellikle doğal görüntüler ve savaş sahneleri sergilenirdi.

PANTOKRATOR

Antik Yunan'da Zeus'u niteleyen sıfattır. Daha sonraları ortodokslarca bu sıfat Hz. İsa'ya verilmiş ve Bizans ikonografisinde bir tür Hz. İsa betisi için ad olarak kullanılmıştır. Ayrıca, İstanbul Zeyrek'te bulunan bir kilise de bu adı taşımaktadır.

KUTU ÇERÇEVE

Kolonlar yerine, betonarme perde duvarlarla taşınan bir tür yapı strüktürü.

İSPANYOLET

Kapı ve pencereleri kapatmak için kullanılan, düşey bir sürmeyle onu harekete geçiren koldan oluşan metalden yapılmış sistem.

GÜLPENCERE

Romanesk ve Gotik katedrallerin ön cephelerinde girişin üzerinde yer alan daire biçiminde ve içi kesme taş kayıtlarla bölünmüş vitraylı pencere.

TÜRBE

Osmanlı ya da İslam mezar yapısı. Selçuk mezar yapılarına kümbet, başka kültürlere ait olanlara ise anıt mezar, mausoleum vs. gibi adlar verilir. Türbenin ayırıcı özelliği planlı ve kubbeli oluşudur.

SOSYAL REALİZM

Toplumsal gerçekçilik.

SOYUT İMGE RESMİ

Soyut Ekspresyonizm'in 1950'lerin sonuyla 1960'lar arasında gelişen bir dalı. Büyük oranda ABD'ne özgüdür. Geniş, homojen boyanmış ve birbirinden yalıtılmış renk lekeleri oluşturmaya dayanan bir resim anlayışı getirmiştir. Her tür yanılsama tekniğini, gölge ışık ve devingenlik etkisini yadsıyışıyla soyut sanatın en uç noktası sayılabilir.

KALKAN DUVARI

Beşikçatı'yla örtülü bir yapıda mahyaya dik doğrultuda yapılmış olup çatının üçgen biçimli yan boşluğunu örten duvar. Bu tür bir duvara kalkan duvarı denebilmesi için,  çatının bunun arkasına gizlenmiş olması gerekir. Özellikle Hollanda ve kuzey Alman geleneksel konut mimarlıklarında görülür.

DİL

Marangozlukta bir geçmeyi oluşturan iki parçadan birinin ucunda bulunan ve diğerindeki yuvaya oturan çıkıntılı kesim.

İÇERİK

Klasik sanat kuramında her sanat yapıtının vazgeçilmez ikili bir yapısı olduğu öne sürülür. Biçim ve içerikten oluşan bu ikili bünyede, biçim yapıtın algılanan dış gerçekliği olarak düşünülmekte, içerik ise, biçimin iletmeye çalıştığı mesaj olarak değerlendirilmektedir. Oysa, bugün birbirinden akıl yürütme düzeyinde bile olsa soyutlanabilecek iki ayrı ögenin bir sanat yapıtında var olmayacağı kabul edilmektedir. Yapıtın anlattığı, gerçekte anlayış biçiminden başka bir şey olmayacaktır. Bir başka anlatımla, yapıt kendi üzerinde görülmeyen metafizik bir anlama sahip değildir. Sanatçı bir yapıtta neyi anlatmaya çalışırsa çalışsın, yapıtın değerlendirilmesi onun ancak kendi algılanabilir gerçekliğine göre yapılabilir. O halde artık içerik sözcüğünün sanat düşüncesinde pek bir yeri kalmamış gibidir.

CARMİN

Bir tür kırmızı renk. Asal renklerden olan kırmızı, mavi ve sarıda biridir. Renk skalasında kırmızı diğer ton ve türleriyle kırmızının başka asal renklerle birleşiminden oluşan renkler, carmine göre sıralanırlar ve onları meydana getiren rengin carmin olduğu varsayılır.

CAM MOZAİK

Küçük renkli cam parçacıklarıyla yapılan mozaik. Bunu oluşturan parçacıkları Antikite'de tessera adı verilirdi. Bu teknik geniş ölçekte Helenistik çağ ve Antik Roma'da uygulanmıştır.

CASTRUM

Kale anlamında Latince sözcük. Mimarlık tarihinde, genellikle, dik açılı plana sahip, kara ya da kareye yakın biçimde surlarla çevrili Roma koloni kenti anlamında kullanılır. Tam merkezinde birbirini dik olarak kesen Cardo ve decumanus adlı iki ana caddesi bulunurdu. Forumda bu kesişme noktasında yer alırdı. Casrumun bu plan düzenini Roma ordu kaplarından kaynaklandığı sanılmaktadır. Daha sonra yeni bir kent kurulması öngörülen her yerde Romalılar bu şemayı uygulamışlardır.

IZGARA PLAN

Birbirleriyle dik açı yaparak kesişen doğrusal caddelerden ya da kare veya dikdörgen yapı adalarından oluşan kent planı. Mezopotamya'da da bazı örnekleri bulunduğu bilinmekle birlikte, ilk gelişkin ızgara plan örneklerine Antik Yunan dünyasında rastlanır: Örneğin daha 8. yy'da kurulan eski İzmir (bugünkü bayraklı tepesi)'in ızgara plan düzeni gösterdiği bulgulanmıştır. MÖ 5. yy'da ünlü Hippodamos bu plan düzenini öylesine geliştirip yaygınlaştıracaktı ki, o dönemden bu yana ızgara plan'ın yaratıcısının Hippodamos olduğu öne sürülür. Pire be Mileros'un planlarını onun yaptığı sanılır. Ana cadde sokak ayrımına yer vermeyen bu erken örneklerden sonra, Helenistik çağ'da böylesi bir işlevsel kademeleme ortaya çıkar. Knidos kentinin planı bu anlayışla oluşturulmuştur. Roma'da ise yeni kurulan kentler hemen hemen daima ızgara planla gerçekleştirilmiştir. Roma ızgara planları kare yapı adalarının kare biçiminde bir sur içine yerleştirilmesiyle yaratılmışlardır…

ŞÖMİNE

İçinde ısınma amacıyla ateş yakılan ocak. Şömine adı yalnızca batı ülkelerine özgü ocaklara verilir.

ŞÖNT BACA

Çok katlı bir yapıda her katın bacasının bağımsız olarak yükselmeyip bir ana bacaya birleşmesiyle oluşan baca sistemi.

ZOOM

Fotoğrafik görüntünün kadrajında, dolayısıyla da, çekim açısında değişiklik yapma olanakları veren objektif türü. Zoom merceklerin karmaşık bir düzende oluşturduğu ve mercek odak uzaklıklarının değişebilir kılındığı bir sistemdir.

ZOOMORFİK BEZEME

Hayvan biçiminde ve genellikle bunun üsluplaştırılmasıyla yapılmış her tür bezeme öge ve örgesinin genel adı.

KADMİYUM KIRMIZISI

Carmin kırmızısından daha koyu bir kırmızı renk.

JAPONİZM

Sözlük izlenimci resim sanatında görülen Japon etkilerini anlatmak için kullanılır. Japon resmi izlenimcileri özellikle renk açısından etkilemiştir.

JUNK ART

Özellikle heykel sanatında geçerli bir anlayış. 1960'larda ortaya çıkmıştır. Bu anlayışta çalışan sanatçılar, yapıtlarını çağdaş endüstri uygarlığının artıklarından kolaj tekniğini kullanarak oluştururlar. Bu işlem için çoğunlukla makine parçaları yeğlenir. Türkiye'de heykelci A. Teoman Germaner (Aloş) Junk Art doğrultusunda çok başarılı ürünler vermiştir.

KABARE

Programlı müzik sunan, bir barı bulunan ve içkili yemek yenebilen orta büyüklükte eğlence yeri.

AÇIK SOFALI

Anadolu Türk evi S.H. Eldem tarafından açık sofalı ve kapalı sofalı olmak üzere ikili bir sınıflama içinde incelenmiştir. Bugün bu sınıflama hemen hemen standartlaşmış gibidir. Söz konusu sınıflamada odaları bir açık sofaya eklenmiş olan ev tipi, açık sofalı diye adlandırılmaktadır. Genel olarak bu tipin daha eski olduğu, kapalı sofalı tipin ise 18. yy'ın sonlarında ortaya çıktığı söylenebilir.

AÇIK SOFA

Anadolu Türk evinde sofa, hayat ya da sergah vs gibi adlarla anılan mekanın bir türü. Açık sofa, kapalı sofanın aksine dört yönden odalarla kapatılmış değildir. An fazla üç yönünde oda bulunur ve en az bir yönden dış mekana açıktır. Açık sofanın en sık rastlanan türünde odalar sofanın uzun kenarından biri boyunca sıralanırlar; diğer uzun kenar üzerinde ise, ahşap taşıyıcılar dizilidir. Önceleri bu kesimde pencere vs. gibi saydam bir bölücü öge de bulunmaz. Sofa ya doğrudan dış mekana açılır, ya da kışın geçici olarak kalın perdelerle kapatılırdı. 19. yy'da açık sofaların bazı yörelerde geniş camlı yüzeylerle kapatılmasına başlanmıştır.

PROFİL

İnsan ya da hayvanın yandan yapılmış resmi ya da alınmış fotoğrafı. Kesiti I U ya da T biçiminde ince uzun çelik çubuk. Profil demir de denir. Yol, hendek, kenar gibi inşaatın enine kesiti.

LALİQUE

Bir tür cam eşya. Sözcük, kalın kullanılarak cam eşyalar yapma tekniğini geliştirip, bununla üsluplaştırılmış biblolar ve çeşitli eşyalar yapan Fransız ustanın adından kaynaklanmaktadır. 19. yy.'ın sonundan başlayarak 1930'lara kadar yaygın bir kullanım alanı bulan lalique eşya, özellikel Art Deco üslubunda ilginç örneklere sahiptir. Lalique saydam ya da yarı saydam olabileceği gibi renkli de yapılabilir.

LEİTMOTİV

Her türlü sanat ürününde ard düzlemde yer alan, ürünün tümel kuruluşunda temel belirleyici olmayan, fakat özellikle zamansal sanat yapıtlarında sürükleyici öge oluşuyla bütüne katılan tema.

ZAFER SÜTUNU

Antik Roma'da bir kahramanın ya da yöneticinin anısına dikilen büyük boyutta sütun. Roma'da Trajan ve Marcus Aurelius için dikilmiş iki örneği vardır. Geç Antik Çağ'da zafer sütunlarının yapımının, özellikle İstanbul'da iyice yaygınlaştığı görülür. Örneğin, bugünkü çemberlitaş böyle bir sütundur.

ZAVİYE

Küçük tekke yapısı. Tekkenin külliye niteliğinde olmasına karşılık, zaviye genellikle tek bir yapıdır ve içinde sürekli barınan dervişler bulunmaz.

TAİ-KİH

Yaşamda ve evrendeki karşıtlıkların simgesi olan bir Çin bezeme örgesi. Bir daire içinde çapraz simetrik olarak yerleştirilmiş virgül biçiminde iki ögeden oluşur. Bunlarda biri siyah diğeri ise beyazdır.

QUADRATURA

Bir yapıda tavan ya da duvar üzerine resmedilerek, içinde yer aldığı mekanın devam ettiği yanılsamasını yaratan resim. Özellikle Barok iç mekan düzenlemelerinde çok sık biçimde uygulanmıştır. Örneğin bir duvar boyunca uzanan gerçek boyutlarda bir mimari iç mekan perspektifi qudratura sayılır.

RASPA

Sıvalı, boyalı ya da cilalı yüzeylerin üzerini kazıyarak alttaki asıl malzemeyi ortaya çıkarma işlemi ve bu işlem için kullanılan saplı küçük üçgen biçimli metalik araç.

OTOMATİZM

Hiçbir estetik ön yargıya, ilke ya da kurala bağlı kalmayan, beyinle denetlenmeyen, bilinçsizce otomatik bir biçimde yapılan sanatsal çalışma. 1910'lu yıllarda dadacı sanatçıların yarattığı bu davranış biçimi, 1920 ile 1930 arasında Gerçeküstücülerce de kullanılmıştır.

ÖRGÜ

İplikle, tığ ya da şiş aracılığı ile dantel, oya vb. yapılması işlemi.

Küçük boyutlu taş tuğla kerpiş vs. gibi ögelerin yan yana ve üst üste yerleştirilerek bir duvar yapılması işlemi. Harçlı ya da harçsız olarak gerçekleştirilebilir.

KAPALI KOMPOZİSYON

Resim sanatında bir yüzey üzerinde betimlenen tüm gerçekliğin kompozisyonun sınırları içinde bulunması durumu. Böyle bir kompozisyonda bir betinin tümü resim düzlemi içinde bulunmak zorundadır; sadece bir kesimin resmedilmesi söz konusu olamaz. Doğal gerçeklik düzleminde betimlenmesi amaçlanan tüm nesneler düzenli bir istif içinde bakış açısı içinde yer almazlar. Kapalı kompozisyon bunların sanatsal gerçeklik düzleminde yeniden ürettiği zaman hepsi bakış açımız içinde bulunuyormuşçasına betimler

MÜŞTEMİLAT

Bir ana yapı çevresinde konumlanan onunla ilişkili yapı veya yapılar. Müştemilatı oluşturan yapılar ana bünyeye bitişik ya da ayrık yapılabilirler.

KIVRIKDAL

Üsluplaştırılmış dal biçiminde, kendisiyle kesişen bir çizgiden oluşan eğrisel bezeme ögesi. Mimarlık da dahil her tür bezenmiş yüzeyde görülebilir. Tezhip'te kullanıldığında şükufe denir.

SAVAT

Metal yüzey, özellikle de gümüş üzerinde derin olmayan oyuklar açılıp içine siyah renkli bir eriyik doldurularak yapılan bezeme. Üç tür savat vardır; Düz savat, tırtıllı savat (perdaz), Oyma savat (şikaf). Türkiye, Irak, İran, Türkistan ve Kafkasya'nın çoğu yöresinde savat yapılır. Bu yöntemle bezenmiş kutu, saat, fincan zarfı, ağızlık vs gibi pek çok eşya vardır.