Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ağustos, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

HİPOKAUST / HYPOCAUST

Antik Roma hamamlarında zeminin altında yer alan ve içinde sıcak dumanın dolaştığı kanal şebekesi. Türk hamamlarında buna cehennemlik adı verilir.

HATEM

İran^da üretilmiş, ahşap üzerine renkli taş ve fil dişi kakma tekniği ile yapılmış her tür eşya.

Osmanlıca'da mühür, damga.

Osmanlıca'da metal, taş taş ve ahşap üzerine kakma tekniğiyle yapılmış her tür eşyanın genel adı. Hatemkari de denir.

HALI

Dokuma ya da genel olarak çeşitli düğüm teknikleri kullanılarak yapılmış yaygı. Halı olarak nitelenebilecek en eski örnekler Orta Asya'da bulunmuştur. Bunlar MS 2.-6. yüzyıllar arasına tarihlenmiş küçük parçalardır. Bu öreneklerin de gösterdiği gibi halı bir göçebe icadı olmalıdır. Ortadoğu'ya Türk akınları sonrası yayılmış oluşu da bu sanıyı doğrular. Bugün elde mevcut olan en eski halılar 13. yy'a ait Anadolu Türk ürünleridir. 15. yy'ın ortalarına dek Türk halısı üsluplaştırılmış hayvan betileriyle ve geometrik örgelerle bezenmiştir. 15. yy'da hayvan betileri ortadan kalkar ve hayvan desenli halılar ağırlık kazanır. 16. yy'da ise madalyonlu ve yıldızlı tipleriyle Uşak halıları belirir. 16. yy'ın ikinci yarısında ortaya çıkan Osmanlı saray halıları ise, ayrı bir tip oluştururlar. 17. yy'dan sonra Türk halısı tasarımsal bir değişiklik göstermez, daha çok gelenekselleşmiş biçim düzenlerini geliştirerek sürdürür.

Önemli bir halı üretim merkezi olan İran&…

GÖSTERGEBİLİM

Bir etkinlik alanına (bu dilsel, sanatsal vs olabilir) ait göstergeleri inceleyen bilim dalı.

DEKATETRASTİL / DEKATETRASTYLOS

Ön cephesinde on dört sütun bulunan tapınak tipi.

DECUMANUS

Antik Roma kent planlama anlayışıyla düzenlenmiş yerleşmelerde doğu-batı doğrultusunda uzanarak cardo ile merkezde kesişen eksensel ana cadde.

DEKOLAJ / DECOLLAGE

Üst üste katmanlar halinde yerleştirilmiş afiş resim ya da basılı kağıtların bazı bölümlerinin kesilip çıkarılmasıyla oluşturulan yapıt. Yapılışı kolajın tam aksine bir süreç içinde gerçekleştirildiği halde, hem sanatsal anlatım hem de sonuç olarak kolajdan pek farklı değildir. Yeni gerçekçilik akımı tarafından ortaya atılmıştır.

DEHLİZLİ PLAN TİPİ

Bizans İmparatorluğunda bir kilise planı tipi. Merkezi, yüksek kasnaklı bir kubbe ile onu üç yönden saran alçak ve tonoz örtülü bir koridor ya da dehlizlerden oluşur. Ambülatuvar olarak da nitelenebilecek bu dehliz, kubbeli alana kemerlerle açılmaktadır. Son dönem Bizans mimarlığında ortaya çıkan dehlizli plan tipi, İstanbul'a özgüdür. İstanbul'da hepse de 13 yy'ın ikinci yarısında yapılmış üç dehlizli kilise bulunur. Koca Mustafa Paşa C., Fenari İsa C. ve Fethiye C.

VİHARA

Budist manastırı. Dikdörgen bir avlu çevresine dizilmiş odalardan oluşur. A. Kuran medresenin kökenini viharaların oluşturduğunu öne sürmüştür.

VORTİCİSM

1914'de kurulan bir İngiliz sanat akımı. Temel geometrik biçimleri kullanan bir soyut resim yaratmayı amaçlamış ve Kübizm, Füturizm gibi akımlardan etkilenmiştir. I. Dünya savaşıyla birlikte sona eren akım, İngiltere'yi soyut sanata hazırlamak gibi önemli bir işlev görmüştür. Ünlü sanatçıları W. Lewis, Hamilton, W.P. Roberts ve E. Wandsworth'tür.

VİZÖR

Fotoğraf makinesinde film üzerine akseden görüntünün çekici tarafından görülmesini sağlayan mercek sistemi.

VAROŞ

Aslında Macarca olan bu sözcük, kökeninde surla çevrili kent anlamına gelmekte ve -burg- sözcüğünün ifade ettiği anlamı karşılamaktaydı. Türkçe'de bu anlamı değişerek kentin dış mahalleleri (banliyö) karşılığı olarak kullanılır. Bununla birlikte, modern kentlerin  banliyölerine varoş denmemektedir. Bu sözcük daha çok eski Türk ve özellikle Türk döneminin Rumeli kentlerinin dış mahalleleri için kullanılırdı.

VANDALİZM

Sanat yapıtlarını bilinçli biçimde tahrip etme tutumu. Hıristiyanlık çağının başlarında Antik tapınakların tahribi bir vandalizm örneği sayılabilir.

YAĞLIBOYA

Boyar maddelerin kuruyan yağlar ve bazı dolgu maddeleriyle karıştırılmasıyla elde edilen boya türü. Örtücü olarak toz boya ve üstübeci, bağlayıcı olarak beziryağını, inceltici olarak terebentini ve ayrıca kurutucu maddeleri içerir.

MEANDR

Antik Yunan ve Roma mimarlıklarıyla sonraki Yeni-Klasik üsluplarda kullanılmış bir bezeme örgesi. Geometrik kıvrımlar yapan bir şerit biçimindedir. Mimarlık dışında da her türden özegyi bezemek amacıyla kullanılmıştır.

HAMLAÇ

Kuyumcuların maden eritmek amacıyla ateşi üflemek amacıyla kullandıkları ince boru.

HALE

Resim sanatında Hıristiyan azizlerinin baş çevresinde görülen ve daire biçiminde betimlenen bir öge. Rönesans'a dek başı çevresindeki resim düzleminden yalıtan altın renginde bir daire olarak betimlenen hale, bu dönemden sonra başın üzerinde yüzen bir çember olarak resmedilmiştir.

GÜLBEZEK

Üsluplaştırılmış gül biçiminde bezeme ögesi. Genellikle Gotik sanat'ta ve kabartma olarak uygulanırdı.

GROUPE DE RECHERCHES D'ART VİSUEL

Amaçları özellikle, ışık, devinim ve zamanın sanatsal rolünü araştıracak bir görsel sanatlar araştırma merkezi kurmak olan on sanatçı tarafından, Paris'te 1960 yılında kurulan bir grup. Sayıları daha sonra altıya düşen bu sanatçılar, Garcia Rossi, J. Le Parc, F. Morellet, F. Sobrino, J. Stein ve Yvaral'di. Bunlar gerek bireysel gerekse de grup olarak yapıtlar vermişler ve Kinetik sanat kapsamında düşünülebilecek ürünler yaratmışlardır.

GROTTO

Özellikle Barok bahçe tasarımının ögelerindendir.

ÇİNİ MÜREKKEBİ

Özellikle mimari çizimlerde kullanılan bir tür mürekkep.

FRANSIZ DÜZENİ

16. yy'da Fransız mimar P. Delorme tarafından yaratılan bir düzen. En önemli özelliği sütun gövdelerinin Rustik halkalarla bezenmiş olmasıdırç

FRANSIZ BALKONU

Çift kanatlı, camlı bir kapının önünde yer alan ve içinde oturulmayacak derecede dar balkon.

FOTOMONTAJ

En az iki fotoğrafın yeni düzen bağıntısı oluşturmaksızın süperpoze edilmesiyle oluşan kompozisyon. Örneğin, projelendirilen fakat henüz inşa edilmemiş bir yapının mevcut kentsel çevre içinde nasıl bir görünümü olacağını önceden görebilmek amacıyla fotomontaj işlemi yapılabilir. Bu işlem için önce kentsel alanın bir fotoğrafı çekilir. onun üzerine yeni yapının konumlanacağı yere yapının maket fotoğrafı yerleştirilip elde edilen yeni kompozisyonun bir kez daha fotoğrafı çekilir. Fotomontaj yapımında genel yöntem bu olmakla birlikte, temelde yine aynı ilkeye dayanan farklı uygulamalarda görülür.

FİAMMİNGO

17. yy İtanya'sında özellikle de Roma'da çalışan bazı Flaman sanatçıların takma adı. Fiamminghi olarak anılan bu sanatçılar, dönemin İtalyan sanatına Flaman etkileri sokmuşlardır.

FİGÜRİN

Genellikle canlı varlıkları betimleyen, kolayca taşınabilir nitelikte üç boyutlu küçük sanat yapıtı. Taş, ahşap, metal, pişmiş toprak vs. gibi her tür malzemeden yapılabilir.

FİGÜRATİF SANAT

Resim ve heykel sanatlarında, yalnızca gerçek varlık ve nesnelere gönderme yapan betileri kullanan sanat anlayışı. Soyut ya da nonfigüratif sanata karşıt bir yönelimdir.

FAKSİMİLE

Özel bir resmin, yazının ya da kitabın üzerinde hiçbir değişiklik yapılmaksızın, kopyasının alınarak çoğaltılması. Faksimile'ye eşit anlamlı olarak tıpkı basım sözcüğü de kullanılmaktadır.

ETİMASİA / HETOİMASİA

Erken Hıristiyan ve Bizans ikonografisinde -tahtın hazırlanması- kompozisyonu. Üzerine bir haç ile bir rulo dua yerleştirilmiş ve Hz. İsa'nın ikinci gelişini hazır bekleyen bir taht biçiminde betimlenirdi.

CARAVAGGİSTLER

17. yy'da Caravaggio'nun izinden giden ressamlara verilen ad. Üslüupları çok koyu bir zemin üzerinde yoğun biçimde aydınlatılmış betilere yer vermektedir. En son ürünleri 1920'ye tarihlenmiştir. İlk kez Roma'da beliren caravaggistler, tüm Avrupa'ya üsluplarını yaygınlaştırmışlardır.

CAM BOYAMA RESİM

Cam levhanın bakana göre arka yüzüne ışığı geçirmeyen yağlı boya vs gibi maddelerle yapılan resim.

BRÜCKE

1905'de Dresden'de kurulan bir Alman sanatçı grubu. İlk sergisini de yine aynı kentte 1906 yılında açtı. Kurucuları Ludwig, Kirchner, Breyl, Erich, Heckel, Karl ve Schmidt-Rottluft'dur. Ekspresyonizmin ve bir ölçüde de Modern Sanat'ın Almanya'da bu grup sayesinde ortaya çıktığı söylenebilir. İlk Alman Modern Sanat manifestosu da, yine brücke tarafından yayınlanmıştır. Grup önceleri günün geçerli eğilimi Art Nouveau'ya karşıt ve Gotik sanatı esin kaynağı olarak gören bir eğilim göstermiş, sonraları Van Gogh ve Matisse etkisinde kalmıştır.

BOYUT

-Bir nesnenin uzunluk ölçüsüyle ifade edilebilen büyüklüğü.

-Sanat yapıtında boyut kavramı, onun algılayıcısıyla olan ilişkisini anlatmaktadır. Örneğin, resim sanatı iki boyutludur. Resmin betimlediği obje yüzeysel olmasa bile, sanat ürünü onu iki boyutlu bir yüzey üzerinde sunmakta ve izleyici de onu iki boyutta algılamaktadır. Buna karşılık heykel üç boyutlu bir sanat yapıtıdır. Mimari ürün ise dört boyutlu sayılmaktadır. Çünkü, mimari mekanı kullanan kişi, onu yalnızca eni boyu ve derinliği bulunan bir obje olarak değil, içinde eylemelerde bulunulan bir yapıt olarak algılamaktadır. Kişinin yapıt içindeki ya da dışındaki sürekli devingenliği onu tek bir noktadan algılanan diğer sanat ürünlerinde ayırmaktadır. Mimari mekan zaman içinde değişen konumuna göre, farklı sanatsal yaşantılar edinilmesini sağlar. O halde en, boy ve derinlik boyutlarına ek olarak mimari yapıtta bir de zaman boyutu söz konusudur.

AYÇA

Avrupa resim sanatında betimelenen  azizlerin ya da Hz. İsa ve Hz. Meryem gibi kişilerin başları çevresinde yer alan ışık halesi.

AYDINLATMA FENERİ

Kubbenin zirve noktasında yer alan ve gün ışığı sağlayan bol pencereli daire ya da çokgen planlı öge. Anadolu-Türk mimarlığında çok seyrek olarak görülse de, Rönesans'tan Modern döneme dek geniş çapta uygulanmıştır.

AYAZMA

Ortodokslarca kutsal sayılan su kaynağı ve onun üzerine yaptırılan yapı.

ATÖLYE

İçinde sanatsal üretim ve el işçiliği düzeyinde imalat yapılan mekan. Eski Mezopotamya'da bile, her tür üretimin tapınak ve sarayla bağlantılı atölyelerde yapıldığı bilinir. Antikite'de daha özgür bir statüye kavuşursa da, atölye düzeninin altın çağı feodal Avrupa'dır. Lonca örgütlenmesinin zorunlu kıldığı atölye sistemi, Rönesans'la birlikte çözülmeye başlar. Yine de Rönesans'ta her tür sanatsal etkinliğin ustaları, kalfaları ve çırakları bünyesinde toplayan atölyelerde yapıldığı, ama atölyenin Ortaçağ'da ki gibi ekonomik bir birim olmaktan fazla, artık yalnızca bir sanat topluluğu haline geldiği söylenebilir. Barok dönemde atölye yavaş yavaş eğitim ve üretimi birlikte içeren yapısından uzaklaşır. Yakınçağ'daysa atölye sistemi gerçekte tümüyle ortadan kalkar ve sözcük içinde sanatçının çalıştığı özel mekan anlamını kazanır. Geleneksel atölye üretiminin temel özelliği, yapıt üzerinde bireysellik izinin görülmeyişidir.

ÇEVREL DEHLİZ

Gotik ve bazı Romanesk kiliselerde apsid bölümünü üç yönden çevreleyen ambulatoryum (ambülatuvar) bölümüne verilen Türkçe ad.

HAUSSMANN'IMSI KENT PLANLAMA

II. Napoleon Paris'ini bugünkü doğrusal caddelerini oluşturarak planlayan Baron Haussmann2ın yaklaşımını izleyen bir planlama anlayışı. Bu anlayışın temel özelliği, kentin mevcut dokusunu dikkate almayan bir tutumla istimlaklar yaparak, geniş doğrusal caddeler açma çabasıdır. Günümüzde böyle bir yaklaşım tümüyle değerden düşmüşse de, özellikle az gelişmiş ülkelerde imar adı altında yapılanların çoğu bu bağlamda değerlendirilebilirler. Türkiye'de de demokrat parti döneminin İstanbul'da ki caddeler açma çabaları da bu yöndedir.

HAVRA

Musevi tapınağı. Mimarlık açısından kendine özgü biçimlenme göstermez. Bazı temel litürjik gerekleri yerine getirmek koşuluyla, her çağda içinde yapıldığı ülkenin mimarlık anlayışı ve üslubu doğrultusunda tasarlanmıştır. Sinagog'da denir.

MALAKAR

Malakari işini yapan Osmanlı meslek adamı.

MALAKARİ

Osmanlı mimarisinde duvar ya da üst örtünün iç yüzeyinde alçı ile yapılan alçak kabartma tekniğiyle bezeme. Genellikle kabartma kısımlar beyaz bırakılarak zemin boyanırdı. Malakari sözcüğü mala işi anlamındadır. Yapımında malaya benzer bir alet kullanıldığından ötürü, bu adla anılmıştır.

MAKİNE ESTETİĞİ

19. yy eklektisizmine bir antitez olarak öne sürülüp geliştirilen, Modern Sanat'a özgü bir beğeni sistemi. Estetik kaliteyi en iyi biçimde makinenin bezeme ve benzeri eklentilerden yoksun, sadece işlevine göre tasarlanmış biçiminin simgelediğini kabul eder. Bu anlayışa göre tasarlanan bir ürün, hem bir makine gibi işlevsel ögelerin toplamından oluşacaktır, hem de geleneksel yöntemlerle üretilse bile endüstriyel bir yapım sürecinin ürünüymüş izlenimi verecektir.

Mimarlıktan resme dek tüm sanatlarda makine estetiği doğrultusunda biçimlendirilmiş ürünler ortaya konmuştur. Bununla birlikte en ilginç örnekleri Endüstri Tasarımı alanında özellikle de, 1920'li ve 30'lu yılların otomobillerinde görülür. Son yıllarda hizmete giren Paris'de ki Pompidou Kültür Merkezi (Beaubourg) 'ni de makine estetiğinin mimarlık alanındaki başarılı bir uygulaması olarak görmek olanaklıdır.

TARZ

Eski dilde sanatsal anlayış, akım ve hatta, üslup karşılığı olarak ayırt edilmeksizin kullanılan sözcük.

TARİHSEL REKOMPOZİSYON

Stilistik rekompozisyon anlayışına dayalı restorasyon çalışmalarından sonra, tarihsel belge ön yargısının belirmesiyle doğan akımdır. Bu yaklaşım tarihsel bir tamamlama gereğiyle yola çıkarak, elde belge olmadığı halde, yapıt üzerinde rekompozisyonlara gider ve dolayısıyla, aldatıcı olur. Çağdaş restorasyonun belge koruma amacına ters düşen  bu tutum yapıyı adeta -yeniden üretmek-tir. 19. yy'da beliren tarihsel rekompozisyon anlayışının en ünlü izleyicisi Fransız mimar ve restoratörü Violet le duc'tur.

TASLAK

Asıl yapıta hazırlık olarak yapılan genellikle küçük boyutlu sanatsal ön çalışma ürünü. Resim ve heykel sanatlarında eskiz sözcüğüne eş anlamlı olarak kullanır; buna karşılık, mimarlık alanında yapılan ön çalışmalara taslak adı verilmez.