Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kasım, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

LOBİ

Büyük otellerin giriş ve kayıt kabul bankosunu içeren ana bölümü.

LİTÜRJİK

Litürjiye ilişkin olguları niteler.

KULİS

Tiyatrolarda sahnenin gerisinde ve yanlarında yer alan bölüm. Antik tiyatrolarda bulunmaz. İlk kez Barok tiyatrolarda ortaya çıkar. Tiyatroların dekor yapımı ve sanatçıların hazırlanması işlevine yarayan hizmet bölümünü oluşturur.

KULE

Zemin alanına oranla yüksekliği çok fazla olan yapı.

KUM PERDAHI

Taş ya da mermer yüzeyindeki pürüzleri gidermek için, üzerine kum püskürtülerek ya da kumla ovularak yapılan perdah.

KRATERİSKOS

Bir tür Antik Yunan seramik kapı. Küçük bir krater biçimindedir.

KREMATORYUM

Ölüleri yakmak için kullanılan, özel olarak donatılmış yapı. Batı ülkelerinde, mezarlıklar içinde yer alan bu tür yapılardan çok sayıda vardır. Mimari açıdan en önemli krematoryum, Stockholm'da bulunan ve mimar G. Asplund tarafından tasarımlanmış olan yapıdır. Bu yapı 1950 yıllarında bir Modern Mimarlık ürünü olarak biçimlendirilmiştir.

KRİOFOR / KRİOPHOROS

Hermes'i omuzunda koç taşır biçimde betimleyen Antik heykel tipi.

KREŞ

0-2 yaş çocukların gündüzleri bakım gördüğü mekan. Çocuk yuvası.

KREPİS

Antik mimarlık terminolojisinde tapınağın oturduğu platformun çevresindeki merdivenli kesim. Latince'de aynı kesime -crepidoma- denir. Krepis sözcüğü ise Grekçe'dir.

KRİOSFENKS

Koç başlı sfenks. Eski Mısır tapınaklarının önündeki anıtsal yolların iki yanına simetrik biçimde dikilirdi.

KRİSMON

Yunanca Kristos (İsa) adının ilk iki harfinden oluşan X ve P biçiminde kısaltma. Hz. İsa'nın simgesidir. Bizans resim sanatı ürünleri üzerinde görülür.

KROM SARISI

Resimde kullanılan bir tür sarı boya.

KTİSTES

Antik Yunan kentlerinin her birinin kurucularına verilen ad. Ktisteslerin kentlilerin atası olduğu var sayılırdı. Hemen her kent bu kişileri betimleyen heykeller yaptırmıştır.

HANE

-Osmanlıca'da ev.

-Osmanlıca'da aynı evde barınan hane halkının tümü.

HANÇER

Eğri kama.

HAMLAÇ

Kuyumcuların maden eritmek amacıyla kullandıkları ateşi üflemek için kullandıkları ince boru.

HAMDEST

Osmanlı lonca sisteminde bağımsız çalışma yetkisi olmayan zanaatçı. Bir zanaat'ta bağımsız çalışma ruhsatı, ancak beceri ve yeterliliğin kanıtlanmasından sonra peştemal kuşanma töreniyle verilirdi.

HAMAYLI

-Çapraz olarak omuzdan bele doğru asılan kılıç kayışı.

-Omuzdan çapraz olarak koltuk altına asılan muska.

HAMAM ODASI

Eski büyük Osmanlı konaklarındaki hamamların soyunma odası.

GERGİ

Bir yapıda iki düşey taşıyıcının üstten gelen yük nedeniyle iki yana doğru açılmasını önlemek amacıyla, aralarına yerleştirilen ve bunları birbirine bağlayan çelik ya da ahşap öge. Özellikle, kemerleri taşıyan sütunları birbirine bağlanması için kullanılır. Klasik Osmanlı mimarlığının vazgeçilmez strüktüel ögelerinden biridir.

GERGEF

Üzerine nakış işlenecek kumaşların gerilmesi için yapılmış daire ya da dikdörtgen biçiminde ahşap araç.

GERDANE

Ahşap yapımdaki göğüsleme sözcüğünün Osmanlıca karşılığı.

APOTHEKE

Antik Yunan konutunda kiler ya da mahzen.

APOPHYGE

Antik mimarlıkta sütun gövdesinin başlığa ve kaideye oturduğu kesimdeki hafif eğrisellik.

APODİTERİUM / APODİTERYUM

Roma hamamlarında soyunma bölümü.

APLİKASYON

Bir yapının inşaattan önce temel konturlarının arsa üzerine saptanıp yerleştirilmesi işlemi.

APLİK

Duvar yüzeyine takılan sabit noktasal aydınlatma aracı.

APARTMAN

Çok sayıda daireyi içeren, birden fazla daire için yapılmış çok katlı konut yapısı.

Antik Roma'da bu tür yapıların yapıldığı biliniyor. Ortaçağ'da kent nüfuslarının küçüklüğü ve arsa spekülasyonunun yokluğu nedeniyle apartman yapımına gerek kalmamıştır. Ancak 17. yy'ın sonlarında Paris'te ki hızlı nüfus artışı ve kentsel alanın savunma zorunluluğundan ötürü genişleyememesi apartman yapımlarına başlanmasına yol açmıştır.  19. yy içinde apartman burjuvazinin standart konut tipi haline gelir. Buna karşılık Angro skason ülkelerinde apartman bağımsız ev ve dizi konutun yanında kinci planda kalmıştır. Türkiye'de ise ilk apartmanlar Batılılar için Beyoğlunda 19. yy2ın ikinci yarısında yapıldılar. Apartman yapının yaygınlaşması ise 1950'ye dek pek söz konusu olmamıştır.

ANTROPOMORFİZM

Sanatta tanrıları insan biçiminde betimleme anlayışı.

ANO ÇITASI

Anolar yapılırken, bu yüzeyleri birbirinden ayıran ince metal ya da ahşap çıta.

ANO

Sıva ya da çimento şap yüzeylerinin çatlamaması için, malzemenin birbirinden ince derzlerle ayrılmış kare ya da dikdörtgen parçalar halinde uygulanması durumunda oluşan yüzey parçalarının her biri.

ANLATIM

Bir sanatçının algıladığı sanat dışı gerçekliği bir sanat yapıtında somutlaştırması ve sanatsal gerçekliği dönüştürmesi işlemi.

ANKRE ETMEK

Bir yapı ögesini metal kenetlerle tespit etme yöntemi.

ANKRAJ

Bir yapısal ögeyi metal kenetlerle tutturma işlemi.

ANKON

Bir saçak silmesini ya da küçük bir çıkmayı alttan destekleyen ufak taş konsol.

ANA RENKLER

AMULET

Eski Mısır'da muska gibi kullanılan ve kullanan kişinin atalarından kalma küçük vücut parçası.

AMFOR / AMFORA

İki kulplu, sivri dipli, büyük boyutlu Antik testi biçimi.

ALTGEÇİT

Bir taşıt ya da yaya ulaşım ekseninin oluşumunun ana yolla aynı düzeyde kesişmesini önlemek için yapılan ve ana yol altından geçirilen tünel niteliğinde geçit.

ALLE

Törenler için kullanılmak üzere yapılmış anıtsal yol.

İki yanı ağaçlı doğrusal yaya yolu.

KENET

-Bir sıra taş dizisinde, taşların birbiriyle bağlanmasını sağlayan, yassı uzun demirden yapılmış bağlantı ögesi. MÖ. III. yy'dan beri kullanılan kenet tekniğinde, U biçiminde kıvrılan lama demirleri taşta açılan deliklere yerleştirildikten sonra kurşun akıtılarak bağlanmıştır. Daha sonra mermer, taş plakların ya da pişmiş toprak levhaların duvara bağlanmasında L biçimli bakır ya da demir kenetler de kullanılmıştır.

-Her tür iki yapım ögesini birbirlerine bağlayan metal lama.

AGRAF

Bkz: Kenet.

AEDİCULA

Bkz: Edikül

SARAK

Şerit biçiminde bezeme ögesi. Silmeden farkı, birincinin yüzeyden çıkma yapması, sarağın ise yüzeysel bir bezeme ögesi oluşudur. Meandr, aşık yolu vs. birer sarak türüdür.

SALUTATORİUM

Roma'da imparatorun kabul salonu. Daha sonra bu sözcük piskoposluk konutlarının aynı işlevi gören mekanı için kullanılmıştır.

SALTANAT KAYIĞI

Osmanlı döneminde padişah ve yüksek devlet görevlilerinin bindiği çok sayıda kürekli bezenmiş tekne.

SALTANAT ARABASI

Monarşilerde hükümdarların özel günlerde bindiği, zengin biçimde bezenmiş atlı araba.

SAFARİ

Tutkal, çivi gibi bağlayıcı ögeler kullanmaksızın, geçmelerle birleştirilen ahşap taşıyıcılar ve deri ya da kumaş oturma bölümünden yapılmış koltuk. Hafif ve sökülebilir nitelikteki bu tür koltuklar 19. yy'ın ortalarında İngiliz sömürge memurlarının gereksinmeleri sonucu yapıldı. 20. yy'da ise safariler çağdaş endüstri tasarımının örnek tuttuğu ürünler olarak değerlendirildiler. Özellikle, her tür eklektisist süslemeden arınmışlıkları ve işlevselliği ön plana çıkaran bçimlendirme anlayışlarıyla, Breuer ve Le Corbusier gibi mimar tasarımcılar yeni koltuk yaratmaları için safarilerden esinlendi.

KALDIRIMGER / KALDIRIMCI

Osmanlı döneminde kent içi yolların yapımından sorumlu meslek grubu. Osmanlıca da kaldırım sözcüğü bugünkü gibi yaya yolu anlamına gelmez, bir kaplamayla örtülmüş her tür kent içi yolu anlatmak için kullanılırdı. Her büyük kentte bu işle görevli ve sayısı kesin olarak saptanmış bir kaldırımcı esnafı bulunurdu.

SERAMİK

Hammaddesi kil olup elde, kalıpta ya da tornada biçimlendirilmiş ve fırınlanmış her tür eşyanın adı. Porselenden pişmiş malzemeye dek her tür obje sözcüğün kapsamına girer.