Ana içeriğe atla

HİPOSTİL / HİPOSYTİLOS

Kökeni Grekçe olan sözcük, eş aralıklı diziler halinde, dama tahtası düzeninde yerleştirilmiş sütunlarla taşınan geniş salonlar için kullanılır. Antik Yunan'da bunların hem dinsel hem de din dışı işlevler için kullanılan örnekleri vardır. Örneğin, Eleusis'teki Telesterion dinsel bir hipostil yapıdır. Hatta Erken İslam camilerini de Hipostil olarak nitelemek olanaklıdır. Buna karşılık Osmanlı Ulucamilerine hipostil denemez; bunlar çok sayıda sütunla taşındıkları halde, kubbe örtülüdürler. Oysa bir yapının hipostil sayılabilmesi için, kolon kiriş sistemi bir strüktüre sahip olması gereklidir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

NEF

Kilisede Apside dik doğrultuda, birbirlerinden sütun ya da ayak dizileriyle ayrılmış, uzunlamasına mekanların her biri.

NARTEX

Erken Hristiyan Bizans mimarilerinde kilisenin ana mekanına açılan giriş bölümü. Erken Hristiyan kiliselerinde bir revak biçiminde yapılmıştır. Bizans'taysa, genel olarak kilisenin batısında ana eksene dik konumda yeralan ve dışa kapılarla açılan bir kapalı mekandır.

İKONOGRAFİ

Dinsel içerikli sanat yapıtlarında betimlenen, dinsel olay ya da kişiyle ilgili tipleşmiş, hatta bir ölçüde standartlaşmış biçim düzenleri veya kalıplarını inceleyen bilimsel disiplin. Endüstri çağı öncesinde sanat yapıtları, özellikle de dinsel sanat yapıtları sanatçıya pek az özgürlük tanıyan belirli biçim kalıplarına uymak zorundaydı. Öyle ki, bu biçim kalıpları ve sahnelerin birer de adı bulunur. Sanatçı, kendisinden istenilen sahneyi istediği biçimde kişisel yorum payı çok az olarak yapıta dönüştürürdü. Örneğin; Antikite'de, Bizans'ta, genel olarak Hıristiyan sanatında ve Budist sanatta bu alanların özel ikonografisini bilmeksizin bir sanat tarihi araştırması yapmak imkansızdır. Dolayısıyla ikonografi, sanat tarihine yardımcı bir disiplin sayılabilir. Dinsel sahneleri resmetme geleneği olmayan sanatlarda doğal olarak ikonografi'den söz edilemez. Bu nedenledir ki bir İslam ikonografisi yoktur.