Ana içeriğe atla

MEDRESE

Bugünkü orta ve yüksek öğretime denk düzeyde eğitim veren İslam okulu ve okul yapısı. Gazneli Mahmut (997-1030) döneminde bile bu tür okulların var olduğu bilinir. Daha önceleri eğitim ve öğretim için ayrı bir yapı yoktu. Bu işlevlerin bir cami içinde yürütüldüğü söylenebilir. Horasan'da meydana çıkan medreselerin ne tür yapılar olduğunu bilmiyoruz. Kendisi için yapılmış özel bir yapıya sahip örgün bir eğitim kurumu olarak medresenin Büyük Selçuklular döneminde ve Nizamülmülk'ün çabalarıyla belirdiği anlaşılmaktadır. Bunlar hızla yayılan Şiilik'e karşı ideolojik bir korunma aracı olarak düşünülmüşlerdi ve amaçları Sünni ülkeler doğrultusunda yetiştirilmiş bir bürokratik kadro oluşturmaktı. Nizamiye diye adlandırılan ilk Selçuklu medreseleri Bağdat, Nişabur, Basra, Musul, Rey, Isfahan, Merv, Herat, Tüs, Bleh ve Hargird kentlerinde açıldılar. Nizamiyelerin ne tür mimariye sahip oldukları pek bilinmiyor. 1087'de yapılan Hargırd nizamiyesi kazılarak ortaya çıkarılmış ve dört eyvanlı şemaya göre inşa edilmiş bir yapı olduğu anlaşılmıştır. Bununla birlikte bu yapının bir nizamiye olup olmadığı bile kesin olarak bilinmemektedir.

Medrese mimarlığının kökeni tartışma konusudur. Bazı araştırmacılar Mısır'ı, bazıları Orta Asya, bazıları Budist viharalarını kaynak olarak öne sürerler.Bununla birlikte ülkelere göre değişim geçiren medrese mimarisinde tek bir kökenden çok, tiplere göre değişen ayrı ayrı kökenlerin varlığı daha olası gibi gözükmektedir. Burada hem açık avlulu medreseler hem de başka İslam ülkelerinde rastlanmayan kapalı avlulu medreseler gerçekleştirilmiştir. Avlusu büyük bir kubbeyle kapalı olan bu medrese tipinin ilk örnekleri Niksar ve Tokat'ta ki Yağıbasan medreseleridir. Bu medrese tipi Osmanlı da Türkiye dönemine kadar uygulanmıştır. Açık avlulu medrese tipi ise en sık rastlanan biçimdir. Bunda tek, çift, üç ve dört eyvanlı, ayrıva tek ve iki katlı çözümler denenmiştir. Osmanlı çağında ise eyvanlı şemalar terkedilip, yerine kapalı tip dersaneli şemalar kullanılmaya başlanacaktır. Diğer İslam ülkelerinde geleneksel şemaya daha sıkı bir bağlılık görülür. Örneğin İran'da medrese 12.yy'da iyice geliştirilen dört eyvanlı şemanın dışında hiçbir denemeye sahne olmaz. Suriye'de ise standart tip bir avlu çevresinde dizilen hücrelerden ve eksen üzerine yerleştirilmiş dikdörtgen biçimli ve avluya üç kapıyla açılan bir dersaneden oluşur. Mısır'da en fazla yeğlenen çözüm, medrese cami ve türbeyi tek bir yapı içinde gruplama biçiminde görülür.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

NEF

Kilisede Apside dik doğrultuda, birbirlerinden sütun ya da ayak dizileriyle ayrılmış, uzunlamasına mekanların her biri.

İKONOGRAFİ

Dinsel içerikli sanat yapıtlarında betimlenen, dinsel olay ya da kişiyle ilgili tipleşmiş, hatta bir ölçüde standartlaşmış biçim düzenleri veya kalıplarını inceleyen bilimsel disiplin. Endüstri çağı öncesinde sanat yapıtları, özellikle de dinsel sanat yapıtları sanatçıya pek az özgürlük tanıyan belirli biçim kalıplarına uymak zorundaydı. Öyle ki, bu biçim kalıpları ve sahnelerin birer de adı bulunur. Sanatçı, kendisinden istenilen sahneyi istediği biçimde kişisel yorum payı çok az olarak yapıta dönüştürürdü. Örneğin; Antikite'de, Bizans'ta, genel olarak Hıristiyan sanatında ve Budist sanatta bu alanların özel ikonografisini bilmeksizin bir sanat tarihi araştırması yapmak imkansızdır. Dolayısıyla ikonografi, sanat tarihine yardımcı bir disiplin sayılabilir. Dinsel sahneleri resmetme geleneği olmayan sanatlarda doğal olarak ikonografi'den söz edilemez. Bu nedenledir ki bir İslam ikonografisi yoktur.

NARTEX

Erken Hristiyan Bizans mimarilerinde kilisenin ana mekanına açılan giriş bölümü. Erken Hristiyan kiliselerinde bir revak biçiminde yapılmıştır. Bizans'taysa, genel olarak kilisenin batısında ana eksene dik konumda yeralan ve dışa kapılarla açılan bir kapalı mekandır.